
Siyasette çok şey gördük.
Parti değiştirenleri gördük. Dün söylediğini bugün unutanları gördük. “Asla” deyip birkaç hafta sonra o “asla”nın tam tersini yapanları da…
Ama Nazilli Belediye Başkanı Ertuğrul Tetik, dün yaptığı açıklamayla siyasete farklı bir soluk getirdi:
Dramatik istifa.
Kamera hazır mı?
Hazır.
Basın salonda mı?
Salonda.
Duygusal atmosfer tamam mı?
Tamam.
O zaman gelsin gözyaşları…
Ertuğrul Tetik’i izlerken bir an belediye başkanının siyasi açıklamasını değil, Yılmaz Morgül’ün kameralar karşısında zaman zaman gözyaşlarını tutamadığı o meşhur anlardan birini izlediğimi sandım.
Tek fark, birazdan fonda hüzünlü bir şarkı başlayacak diye beklerken Tetik’in salonu terk etmesiydi.
Hakkını teslim edelim; Yılmaz Morgül bu işi yıllardır profesyonelce yapıyor. Duygulanıyor, ağlıyor, sonra hayatına devam ediyor.
Sayın Tetik ise formatı siyasete uyarlamış gibi görünüyor.
Fakat ortada küçük bir problem var:
Bu filmin fragmanını biz temmuz ayında izlemedik mi?
29 Temmuz’da kamuoyuna yansıyan haberlerde, Ertuğrul Tetik’in de aralarında bulunduğu 10 belediye başkanının CHP’den toplu halde istifa ederek Yeni Parti’ye geçtiği iddia edilmişti.
Aradan haftalar geçti.
Ve dün Sayın Tetik kameraların karşısına çıktı.
Baskılardan söz etti.
Duygulandı.
Gözyaşlarını tutamadı.
İstifasını açıkladı.
İyi de Sayın Başkan…
Siz dün mü istifa ettiniz, 29 Temmuz’da mı?
İnsan ister istemez soruyor.
Çünkü siyasette takvim önemlidir. Gazetecilikte ise daha da önemlidir.
29 Temmuz’da istifa ettiyseniz dün izlediğimiz neydi?
Dün istifa ettiyseniz 29 Temmuz’da en önde eski Kılıçdaroğlu Gönüllüleri Platformu Aydın İl Temsilcisi, Önceki dönem CHP Aydın İl Başkanı Hikmet Saatçı'nın en önde yer aldığı ve diğer belediye başkanlarının olduğu toplu istifa diye kamuoyuna yansıyan neydi?
Yok eğer ikisi de doğruysa insanın aklına ister istemez başka bir soru geliyor:
Bir insan aynı partiden kaç kere istifa edebilir?
Nazilli siyasetinde istifa da taksit taksit mi yapılıyor?
İlk taksit temmuzda…
İkinci taksit kameralar karşısında…
Belki üçüncü taksitte de “Aslında ben hiç gitmemiştim” açıklaması gelir.
Belli mi olur?
Mesele Ertuğrul Tetik’in ağlaması değil.
İnsan üzülür.
İnsan kırılır.
İnsan ağlar.
Bunda küçümsenecek hiçbir şey yok.
Ama siyasette gözyaşı, cevapsız kalan soruların önüne çekilmiş bir perdeye dönüşüyorsa gazeteci mendil uzatmaz.
Soru sorar.
Sayın Tetik “baskı gördüm” diyorsa açıklamalıdır.
Kim baskı yaptı?
Ne zaman yaptı?
Ne istendi?
Hangi konuda baskı yapıldı?
Çünkü birkaç damla gözyaşı bu soruların cevabı değildir.
Hele açıklamanızı yaptıktan sonra soruları almadan salonu terk ediyorsanız, kusura bakmayın ama ortaya çıkan görüntü siyasi açıklamadan çok sezon finaline benziyor.
Şimdi insan ister istemez Aydın’daki diğer belediye başkanlarını düşünüyor.
29 Temmuz’daki toplu istifa iddialarında adı geçenlerden önümüzdeki günlerde yeni bölümler gelir mi?
Birisi kürsüye çıkıp sesi titreyerek mi konuşacak?
Bir başkası gözlüğünü çıkarıp gözlerini mi silecek?
Finalde hep birlikte “Biz aslında çok önceden istifa etmiştik” açıklaması mı gelecek?
Bilmiyoruz.
Ama bildiğimiz bir şey var:
Aydın halkı seyirci değil.
Hele seçmen, hiç değil.
Siyasetçilerin hazırladığı her senaryoyu alkışlamak zorunda da değil.
Bu nedenle Sayın Ertuğrul Tetik’e küçük bir hatırlatmayla bitirelim:
Yılmaz Morgül kameralar karşısında ağladığında millet duygusal bir televizyon anı izlediğini biliyor.
Siyasetçi ağladığında ise gözyaşları soruların yerini tutmuyor.
O nedenle Sayın Başkan…
Gözyaşlarını gördük.
İstifayı da duyduk.
Ama hâlâ cevabını alamadığımız iki soru var:
Siz tam olarak ne zaman istifa ettiniz?
Ve asıl önemlisi:
Bu neyin tiyatrosu?



















Facebook Yorum
Yorum Yazın